25 Nisan 2007 Çarşamba

Nurettin Topçu ve Milliyetçilik

Hüdavendigar Onur

Türk fikir hayatının önemli isimlerinden Nurettin Topçu, milliyetçiliğin esaslarını anlatırken, “Kendi menfaatinden önce milletinin menfaatlerini düşünen, kendi evinden önce köyünü ve şehrini yükseltip güzelleştiren, cemiyeti ve milleti için yaşadığına inanan, nefsini cemaate adamış olan insanın milliyetçiyim” diyebileceğini belirtiyor.

Türk milliyetçiliğinin “toprağın çehresine İslâm’ın ruh ve karakterini sindiren ruhçu bir milliyetçilik’ olduğunu anlatan Topçu, şöyle diyor: “Bu ruhçu milliyetçiliğin temellerini Melikşah’ın ve Mevlana’nın, Yunuslarla, Yavuzların kurduğu kabul edilmelidir.”

Türk milliyetçiliğinin bir Anadolu hareketi olduğunu savunan Topçu’ya göre, bizim milliyetçiliğimizin şuuru daha ilk istilalarla başlıyor. Moğollarla haçlılara karşı Anadolu Türk kalesinin muhafızlığını yapan Selçuklular bu şuura ilk ışığını verdikleri gibi, Anadolu’daki beylikleri birleştirerek milli birlik kurmak davasını daha başlangıcından itibaren programlaştıran Osmanoğulları da bütün bu şuura sahip milliyetçi büyüklerimizdir.Nurettin Topçu, Fatih Sultan Mehmet ile Türk-İslâm zincirini içinden parçalamaya çalışanları tepeleyerek İslâmi iktidarı Oğuz çocuklarına devreden Yavuz Sultan Selim’i de milliyetçilik davamızın ‘asıl kahramanları’ olarak göstermektedir.

Nurettin Topçu, burada bir gerçeğe dikkat çekerek saadet ve fazilet semalarında uçan Türklerin bu yüksekliğe ancak İslâm’ın kanadıyla yükseldiklerini belirtiyor. İslâm dininin Türk’e ilim ve hikmet getirdiğini, ruh ve ahlak sunduğunu, ebedilik sevdası aşıladığını anlatan Nurettin Topçu, Türk milletinin böylece hayatın manasını tanıdığını belirtiyor.Türk-İslâm Harikası Türk dünyasının birlik içinde kurtuluşunu ararken İslâm’ın birleştirici ruhuna sığındığını anlatan Topçu, Türk milletinin Allah adında birliğe ulaşma idealini güden devletlerinin devamlı olduğunu belirtiyor. Türk’ün İslâm’a kendisini verdiğini belirten Topçu, “İlahi ruh olan İslâm yeryüzünde barınacağı vücudu arıyordu. Kutsal buluşma Maveraünnehir’de oldu. Bu mübarek bölgede Türk, ilimde, felsefede, din ve devlette insanlık tarihinin öğündüğü büyükleri yetiştirdi” ifadelerini kullanmaktadır. Nurettin Topçu, bu topraklara hakim olan İslâm dininde Türk’ün asıl kendini bulduğunu, kendi cevherini belirtecek hayat unsurunu bulduğunu belirterek “İslâm’ın Türk ile birleşmesi cihan tarihinin belki en büyük harikasını doğurdu” diyerek bir gerçeği ifade etmektedir.

Nurettin Topçu, Maveraünnehir ülkesinin yetiştirdiği Kâşani, Teftezani, Pezdevi, Herevi ve Semerkandi gibi büyük hukukçuların İslâm fıkhında akla hayret verecek genişlikte eserler ortaya koyarken, İslâm fıkhının en başında gelen Ebu Hanife’nin Türk olduğunu da belirtmektende geri kalmıyor. Topçu, İslâm’ın bu büyük dahilerinin yanında Buhari ve Müslim gibi hadis alimleri ile Necmüddin Kübra gibi bir tefsir alimini de bizlere hatırlatmaktadır.Nurettin Topçu, bu yüzden Türk milliyetçiliğini anlatırken, “milliyetçiliğimizin yani milletleşme hareketimizin birkaç yazarın kafasında doğduğunu iddia edenlerin milletten ve tarihten habersiz gafiller olduğunu” belirtiyor. Nurettin Topçu, milliyetçiliği medeniyet ve milli kültür meselesi olarak ele aldığı için “Batı medeniyetinin bizim milliyetçiliğimize temel olamayacağını savunmaktadır.” Hakikaten Türk milliyetçiliği “vatana ve millete hizmet ideali” olarak İslâmiyet öncesine dayanırken müslüman olduktan sonra Allah adını yayma davası olarak mukaddes dava haline gelmiştir.

Nurettin Topçu’ya göre, Ulu Allah’a götürecek Türk milliyetçiliği, Anadolu’nun ancak hak ile kudretin timsali olan bir yumruk halinde birleşmesiyle mümkün olacaktır. Onun dışında kalan yolların hepsi Anadolu’yu yokluğa götürücü yollardır. Bir dava ve ideal adamı olan Nurettin Topçu, milliyetçiliğimizin dayandığı esasları anlatırken bunların başında dinimiz İslâm’ın geldiğini, vatanımızın ise büyük Anadolu toprağı olduğunu belirtiyor. Soyumuzun ise “Oğuz çocuklarının Anadolu’nun dokuzyüz yıllık tarihi içinde bu topraklarda kaynaşmalarla eriyip aslını kaybetmeyen Türk soyu” olduğunu anlatan Topçu, dilimiz Türkçe’nin de önemine değinerek “Dilimiz ise bu ülkede yüzyıllar boyunca devam edegelen tarihi olgunlaşma içinde varlık kazanan müşahhas ve zengin Türk dilidir” ifadelerini kullanıyor. Topçu, milliyetçiliğimizin dayandığı bir diğer esas olarak devleti gösterirken, “Devlet, büyük çoğunluğu köylü olan kütlenin iradesini yaşatan merkeziyetçi, otoriteli ve mesuliyetli bir devlettir” diyor.

Hiç yorum yok: